DOLAR 45,1849 -0.02%
EURO 53,1061 0.08%
ALTIN 6.633,82-1,21
BITCOIN 34939911.70835%
Mersin
23°

KAPALI

SABAHA KALAN SÜRE

RENGARENK DÜNYAMIZ

RENGARENK DÜNYAMIZ

ABONE OL
26 Şubat 2023 18:50
RENGARENK DÜNYAMIZ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tanrı en güzel elbiseyi doğaya giydirdi, insana da ten giydirip akıl ve irade verdi.
Sarı (Asya)
Beyaz (Avrupa, Mezopotamya),
Esmer(Ortadoğu, Mezopotamya)
Siyah(Afrika)
Kızıl(Amerika)…

Biz bu ten renklerimizle doğayı taklit ettik. Kumaşlara renk verdik. Üzerlerine çiçek resimleri, geometrik şekiller nakşettik.
Doğa kadar güzel olmak ve ona uyum sağlamayı istedik.

Gül desenli ve gül renkli kıyafetler giydik ama gül kadar güzel kokamadık!
Gül gibi arıya ve börtü böceğe yaşam kaynağı olamadık.

Yırtıcı hayvanlara özendik ve avcılık yaptık. Onlar kendine yeten kadarını avlayıp paylaşırken, biz yeteninden fazlasını avladık. Diğer canlılara bu artıkları bile yemek yapmadık. Artıkları çöpe çevirdik. Yırtıcılardan avlanmayı öğrenen biz insanlar, avımızı onlar kadar asil ve faydalı bir şekilde başkalarıyla paylaşamadık. Birine verdiysek; ya takasladık ya da para denen illeti icat edip onu para karşılığı paraladık.

Doğaya gıpta edip kendini güzelleştirmeye çalışan biz insanlar, ne doğa kadar güzel olabildik ne de doğa kadar dengeli.

Doğayı deforme edip ona hükmeden biz insanlar aslında kendi yaşamımızı ve ekolojik dengeyi mahvetmekten öteye giden bir şey yapmadık.

Doğadan hırsımızı alamamışız ki, birbirimize düştük.

*

Beyazların (Avrupalılar) bir kısmı diğer renklerin akıl ve biyolojik olarak eksik olduğunu iddia ettiler;
* Siyahların beyaz inci ve elmaslarını, sarı altınlarını, siyah kömürlerini, kızıl denizlerini, esmer buğdaylarını gasp ettiler.
* Sarılara, milliyetçiliği pompolarken, milliyetçi tuzaklarına silahşör ve kalemşör ettiler. Çinlileri afyona, Japonyaları bombalara boğdular.

* “Doğa özel mülk değil, hep birlikte burada yaşayabiliriz.” diyen Kızılların kahverengi topraklarını mülk edinmek istediler. Kızıl tenlerini yüzdüler, mavi okyanuslarını onların kanları ile kırmızıya boyadılar.

* Medeniyet meydanının sahipleri esmer ve diğer beyazlara, Ortadoğu’yu ve Arap bölgelerini savaş meydanı kıldılar. Beyaz gül kadar temiz tarihlerini kıskandılar.
Ortadoğulular’ı tarihleriyle övündürüp tarihte yaşattılar. Geleceği tasarlamak yerine tarihi ile övünmek veya tarihlerini kendi içlerinde yarıştırtarak geleceğe bakmalarını engellediler.
Siyah petrollerini kara vicdanlarıyla hortumladılar. Irkçılık veya soyculuk aldatmalarıyla birbirine düşman ettirdiler. Bezen de bu halkların üstünmüşler gibi düşünmesini sağlayıp bu saflık veya ahmaklıklarıyla uyuttular.
Bitmek bilmeyen kan dökücü guruplar yaratıp durdular. Ve bu sömürülen insanlar öldüler, ölüyorlar ve belki de ölmeye devam edecekler!

*

Esareti kabul etmeyen asil bir kavim olan KIZILlar yok edildi. Sanırım cennetteler.

SİYAHlar misyonerlerce hristiyanlaştırıldı, miskinleştirildi, köle yapıldı. Asileri ise (Aslında asilleri) kara topraklarının altına gömüldü.

SARIlar hala afyon, ırkçılık ve sözde intikam alma senaryosunda boğulup durmakta.

Biz ESMER ve DİĞER BEYAZLAR OLARAK (Mezopotamya, Anadolu ve Arap ülkeleri… ) onların mermileriyle kendimizi vahşi doğanın bile görmediği derecede öldürüp duruyoruz.

*

Tanrı doğaya ve insana en güzel elbiseyi giydirip en güzel renklere boyamışken, insan aklı bu renkleri ve elbiseleri, sanki Tanrı’ya muhalefet edercesine yok etmeye ve değiştirmeye çalıştı.
Doğa gibi kokmak için parfüm yapmaya, onun gibi rengarenk olmak için kıyafet dikmeye ve makyaj yapmaya devam edeceğiz. Ama asla doğa kadar güzel, masum ve asil olamayacağız.

Selam ve saygılarımla…

Mahmut Akıncı

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP